Mobbing Bank Türk Fırtınası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mobbing Bank Türk Fırtınası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2016 Perşembe

Duran Adam Destanı // Dip Dalga // Önder Karaçay

Duran Adam Destanı // Dip Dalga // Önder Karaçay

fft99_mf3383275
Duran Adam Destanı // Dip Dalga // Önder Karaçay
Tarihin adı Türkler destanların hem başlangıcı hemde devamıdır. Ergenekon destanı ile demiri eriten Türkler Gezi Eylemi ve Duran Adam Destanı ile zulmü eritmeye başlamıştır. Gezi eyleminin önlenme tarzı kanlı bitmiş ve polis devleti uygulamasına en bariz örnektir. Çünkü ağaçları korumak isteyen gençler hiçbir taşkınlık yapmamışlardır. Mahallelerde halk günlerce halk kongreleri yapmış, tencere ve tava çalarak zulme tencere tava aynı hava sözünü söyletmiştir.
Vekil asile tarihte ilk kez kurşun sıkıyordu.
14 yaşında Berkin Elvan vuruluyor aylarca hastanede yatmak zorunda kalıyor, 15 yaşına hastanede 16 kiloya düşerek hayatını kaybediyordu. 9 genç bir çocuk öldürüldü.
Geçtiğimiz günlerde halktan korkan Cumhurbaşkanı gezi fobisi sebebiyle gezi terörden daha tehlikelidir söyleyerek halkı terörden daha tehlikeli göstermiştir. Sosyal medya kendi işine yaradığı zaman yanlışını görmeyen Cumhurbaşkanı kendi işine gelmeyince sosyal medya terörden daha tehlikelidir demek zorunda kalmıştır. Sosyal medyanın fitne ve fesat üreten paylaşımlarına izin veren bir alan olduğunu ilk söyleyen benim. Nedense bu gerçekten sonra bu sosyal medya terörü de görülmüş oldu. Sosyal ağların doğru kullanılmasına terör demişse gezi eylemlerinde yaptığı yanlışa yine düşmüş demektir. Terörle mücadele yerine müzakere yapanların terörle ilgisi olmayanlara terörist demesi çok manidar bir tarihi yanılgı ve korkunun ifadesidir. Ergenekon kumpasına da terör diyenlerin sonunu gördük. Daha onun hesabını da verecekler.
Meşrutiyet ile 250 yıllık devrim tarihi olan Türk Milleti bu garabetin üstesinden de gelecektir.
Bu gaflet, delalet hatta ihanet garabeti sermaye derin devletinin gizli ilişkilerine göz yummuş milli ekonominin sonunu getirecek doksan yıllık birikimleri satmış, ekonomiyi üretmeden, ithalat, borç ve tüketim ile batırmışlardır. İnşaat+banka balonu patladığında ne yapacaklarını göreceğiz. 14 yılda işsizlik üretmişlerdir. İşsizlerin teröristler, Suriyeliler kadar değeri olmamıştır. Tarihe işte böyle yazılmışlardır.
Mobbing Bank Skandalbank’ın Skandalları Türk Fırtınası kitabımla MUHTIRA almışlardır.
Asil bu sefer vekile ihtar vermiştir.
Duran Adam Destanından sonra Mahşer Tufanı Destanının tarihi yazmaktayız.
Adam günlerdir durmuyordu ve aniden durmuştu,
Yerinde duramayan adam adeta tutukluk yapmış gibiydi,
Duran adama durup herkes bakıyordu,
Onun gözleri dalgalanan bayrağa ve atasının gözlerinin içindeydi,
Emanete sahip çıkıyorum der gibi duruyordu ve kararlıydı sürekli durmaya.
Karşı duruyordu aslında,
Zulme, gaza, suya, şiddete karşı,
Duran adamı duyan duruyordu.
İşi olan kendi yerine ayakkabılarını bırakmış,
Ayakkabıları ruhu yerine duruyordu,
Bu eşi benzeri görülmemiş tepki ülkeye yayılıyor,
Dünyaya yayılıyor, dünya duruyordu.
Zulüm ise yerinde duramıyordu,
Terse dönmüştü her şey,
Baş döndürüyordu!
Zulme karşı ise herkes duruyordu.
Dünya tarihinde bir ilkti duran adam,
Duran adamı durduran neden duruyorsun diye,
Tutuklamaya kalkıyordu,
Meydana çıkıp durmayanları da tutukluyor duranları da,
Zulüm böyle bir şeydi işte,
Zulme karşı olmak ise bir zekâ işiydi.
Duranları durduramıyorlar duramayan adamlar,
Şiir durmuyordu, söz durmuyordu, dil durmuyordu,
Zekâ durmuyordu, zulüm de durmuyordu,
Duran adam karşı duruyordu.
Zulmün karşısına dikilmişti,
Duramayanları bile durduruyordu.
Kimin durup, kimin durmadığı karışıyor,
Duramayan adamlar şimdi duruyordu,
Bir duruyor, bir durmuyor, bu durum aslında;
Zulmünde sabrını zorluyordu.
Birkaç gün önce duramayan adam,
Şimdi duruyordu!
Zulüm ise niye duruyorsun diye vuruyordu,
Dursan suç, dur masan suç oluyordu,
Duran adamı gören, duyan yine karşı duruyordu.
İnsanlar bu sefer durmasınlar diye,
Hayat duruyordu,
Zulmün kafası iyice karışmış olmalıydı ki,
Adeta aklı duruyor gibiydi,
Ne yapsa olmuyordu,
İnsanlar bir duruyor, bir durmuyordu.
Zulüm ne yapsın,
Bu zekâ karşısında akılları duruyordu.
Durmak yasak yasası mı çıkarsalardı acaba?
Ya sonra durmasalar diye zulüm korkuyordu.
Masum insanları, şairleri, yazarları, kırılmayan kalemleri,
Bu zulüm aslında gereksiz yere yoruyordu.
Hadi duran adamada gazını, suyunu,
Sık bakalım diyen duruyordu,
Oradan bir yabancı burası Orta doğu gibi değil diyordu,
Ama İstanbul polis zulmü ile Beyrut gibi duruyordu.
Duran adam bir bakıyordun duran kadın oluyordu,
Duran genç, duran yaşlı, çocuk durur mu?
Duran çocuk oluyordu, çocukluk işte,
Ekmek almak için durmayan Berkin çocukken vuruluyordu.
Polis duran adamı üst araması yapıyordu,
Emri üstünden alıyordu belliydi,
Çünkü işimizi yapıyorum diyordu,
Görevi gereği neticede emir kuluydu,
Kendi kendine insan vurmuyordu,
Durursan tutuklarım diyen zulüm,
İnsanlara durmaması gerektiğini söylerken,
Kendisi durmuyordu.
Duran adamı bazıları,
Duruyor mu diye yokluyordu,
Duran adamları ve duramayan adamları,
Kimse durduramıyordu.
Şimdi duran adam akılda, vicdanda, tarihte,
En güzel örnek olarak duruyordu.
Önder Karaçay
Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

Para Eşit Değişim Aracıydı, Kapital Zihniyetle Eşitliği Bozan Put Oldu // Dip Dalga // Önder Karaçay

Para Eşit Değişim Aracıydı, Kapital Zihniyetle Eşitliği Bozan Put Oldu // Dip Dalga // Önder Karaçay

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Para Eşit Değişim Aracıydı, Kapital Zihniyetle Eşitliği Bozan Put Oldu // Dip Dalga // Önder Karaçay

"Cebimizde bir el dolaşıyor, canı ne kadar istiyorsa o kadar alıyor." // Önder Karaçay
Bu fikri dünyada belki de ilk kez duyacaksınız. Çünkü bugüne kadar bunun tersine algı değişikliği ve eğitimlerle insanlık kandırıldı.
Dünyanın kaynakları herkese fazlasıyla yetecek kadardır. Kaynaklar sınırlı olmayıp, ihtiyaçlarda sınırsız değildir.
Kaynakların kıt, ihtiyaçların sınırsız olduğu kapital düzenin bir yalanıdır.
Marka, ürün çeşitliliği, reklam, borç, teknoloji, tüketim ve israfla kaynakların kapital doyumsuzluğa aktarılması sebebiyle insanlık büyük bir kaosun içindedir.
Çözüm çok basittir.
Her devlet kendi ülkesini kendi halkı için ihtiyacı kadar üretmek ve ihtiyacı kadar eşit çaba, eşit tüketim ilkesiyle milli ekonomiye geçmek zorundadır.
Kimin eli kimin cebinde belli olmayan küresel liberal kapital zihniyet kendi kötü niyetinde bataklığa saplanmıştır.
Dünyanın her ayrı bölgesinde farklı üretim imkanlarının olması ülkeler arası eşit değişim ticaretini mecburi kılmaktadır.
Sorun kapital zihniyetin eşit değişim yerine sömürüyle hep kendisine yontan yöntemler sebebiyle tıkanmıştır.
Bu tıkanıklığı açacak olan gelime Anadolu’da kapital zihniyetin karakollarının itibarı yerle bir olmuş ve bitiş başlamıştır.
Bu kapitalin işbirlikçi karakolu kendi ağzıyla sorunun kapitalizm olduğunu itiraf edecek kadar çıkmazda olduklarını geçtiğimiz yıllarda itiraf etmek zorunda kalmışlardır.
Bakmayın kuyruğu dik tutmak adına reklamlarına, algı değiştiren yalvarmalarına. Türk Milleti ikinci kurtuluş savaşını ekonomide kazanarak ve dünyada Türk Birliğini kurarak dünyanın en büyük ekonomisi üretim ve eşit paylaşım ekonomisini kurarak kapital ekonominin sonunu getirecektir.
İnsanın ihtiyaçları sınırsız değildir,
Kapital yalanlar sınırsızdır.
Kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız diyenler marka sahibi, kapital sahibi, tüketimle, borçla, teknoloji destekli israfla ayakta durmaya çalışan sanayici görünümlü komisyoncu, işbirlikçi ve ithalatçılardır.
Neden bu hale düştüler?
Çünkü değişim aracı parayı put yapanlar,
Değiştirirken halkı soydular, sömürdüler,
Para eşit değişim aracıydı,
Liberal kapitalizmde sadece,
Kapitalin lehine değişim aracı olarak put oldu.
Ürün çeşitliliği çok kazanmak içindir,
Çok ürün çok ihtiyaç anlamına gelmez,
Çok sömürü anlamına gelir.
Ne kadar çok çeşit ürün çeşitliliği varsa,
O kadar çok fazla sömürü artar.
İnsanın ihtiyaçları bellidir,
Yemek, giyinmek, barınmak ve eğitimdir.
Bunun dışına çıkıp sulandırmak,
Başka bir niyettir.
Doğada yaratanın yarattığı her canlı için,
Yeteri kadar kaynak mevcuttur,
Yeter ki israf olmasın, yeter ki;
Kaynaklar birilerinin tasarrufunda birikmesin.
Sorun kaynakları eşit paylaşmama,
Ve israf ettirerek bir kaç gözü doymazın,
Doymayan niyetine katlanmak zavallılığıdır.
Zengin devlet olur,
Ve orada yaşayan her insan,
O zenginlikten eşit faydalanır.
Şahsi mülk devlette olmaz,
Mülk halk adına devletin olur,
Hukuk devleti eşitliği sağlamak içindir.
Devleti yönetenler geçicidir,
Kalıcı olan devlet ve hukuk sistemidir.
Devleti yönetenlerin işi devleti,
Şahsi çıkarlarına fabrika yapmak değil,
Hukuk kurallarına göre işlerin yapılıp,
Yapılmadığını kontrol etmektir.
Halk adına o fabrikayı işletmektir.
Ve görev süresi bittiğinde,
Hesap vererek bir başkasına,
Emaneti zarar vermeden teslim etmektir.
Görevi teslim etmemek, hesap vermiyorum demeye çalışmak, sürekli ben egosuyla iktidar olacağım demek ne demektir?
Kim verdi size bu hakkı?
Yasama, yürütme ve yargı yok hepsi bir kişidir demek ne demek?
Bunu kim kabul eder?
Köle miyiz?
Kabilelerde bile kabile toplanıp ortak karar almaktadır.
Bu nasıl bir gaflet, delalet, ihanet ve garabettir?
Size Anayasa’dan Türkün adını çıkarma görev ve yetkisini kim verdi?
Doksan yıllık birikimleri sadece size oy veren ve iktidara getirenlerin verdiği yetkiyle satma hakkını kim verdi?
Bunun hesabının sorulamayacağının hakkını size kim verdi?
İşsizlerin teröristler kadar değeri olmadıysa siz zaten bitmişsiniz demektir.
Finans terörü, medya terörü, gıda terörü, teknoloji terörü, tüketim ve israf terörü ve insan terörü nedense sizin zamanınızda tavan yaptı. Bunu sebebi devlet yerine sadece kendi şahsi çıkarlarınıza ve yandaşlarınıza devleti sömürülmesine izin verdiğiniz içindir.
1950 yılından bu yana milli ekonomiyi yok ederek kapital düzeni ülkemize yerleştirerek ülkemizi sömürge haline getirmek isteyenlerin yaptığı kötülüklerin artık sonu gelmiştir.
Halk bu sömürüden ya kurtulacak ya da kurtulacaktır. Ya istiklal ya da ölüm ancak ve ancak milli ekonomi ile mümkündür.
Atatürk ilkelerinin en önemli ilkesi TAM BAĞIMSIZLIK ilkesidir. Diğer her ilke bu ilkenin ayaklarıdır. Bugüne kadar o ayaklara verdiğiniz zararlar sebebiyle ekonomi bu hale geldi.
Her mahallede bir milyoner zihniyetinin her yandaşın evinde bir milyar dolar sahibi olmasıyla bu zulüm sonun başlangıcına gelmiştir.
Önder Karaçay
Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

17 Nisan 2016 Pazar

Mahşer Tufanı Öncesi ve Sonrası Yaşananlar // Firavun Sonrası Son İbret Canlı Helak // Önder Karaçay

Mahşer Tufanı Öncesi ve Sonrası Yaşananlar // Firavun Sonrası Son İbret Canlı Helak // Önder Karaçay

48348617
Mahşer Tufanı Öncesi ve Sonrası Yaşananlar // Firavun Sonrası Son İbret Canlı Helak // Önder Karaçay
19 Ocak 2016 gecesi biten Mahşer Tufanı sonrası insanlığın son ibreti dünyadaki tüm zalimlerin canlı helak olduğunu ve bu ibret adına ülkemizde gizli sermaye derin devletinin başı olan Mustafa Koç olduğunu dünyaya ve insanlığa açıkladım.
Bir gün sonra hayatını kaybetti.
Yaratan ibret olsun diye canını aldı.
Geride kalan tüm zalimler keşke biz ölseydik dediler. Ve 19 Ocak 2016 sonrası zalimler için cehennem yaşattıklarını yaşasınlar diye dünyaya döndü. Her ölü gördüklerinde veya duyduklarında keşke biz ölseydik diyecekler. Yalnız yaşattıklarını yaşamadan ölmeyecekler.
Mustafa Koç'un babası oğlunun matemini tutması gerekirken bayilerine yazı gönderdi biz vatanımızı ve milletimizi çok seviyoruz diye.
Matem tutması gerekenlerin vatanı sevdikleri o gün nedense akıllarına gelmişti.
Kitabım 29 Mayıs 2015 tarihinde bittikten ve basıma gittikten sonra e-posta ile nüshalarını gönderdim bir kaç arkadaşıma. 
Sermayenin okuyacaklarını biliyordum. Okudular ve dediler ki; biri çıkacak hepimizi bitirecek. 
Sorun kapitalizm dediler. 1950 sonrası her mahallede bir milyoner üretimi burjuva nedense yanlışını kitabımla birlikte ve sonrasında yaşananlar ile hatalarını hatırlamak ihtiyacı duydular. 
Sormazlar mı insana? Madem hatanızı biliyorsunuz, o zaman bu suçları neden işlediniz? Sizin işiniz mi? Siyasete ayar vermek? Sizin işiniz mi? Terör örgütlerinin batıyla birlikte ne olacağını konuşmak. 
Mustafa Koç'un ölümü sonrası gazeteler adeta seferberlik ile algı değiştirme derdine düşmüşlerdi.
Günlerce televizyon, gazete terörü canlı yayınla halkımızda algı değiştirmek için, sosyal ağlarda yok ekonomi, yok vatanı çok seviyormuş gibi yalanlarla halkı kandırmayı sürdürdüler.
Vatanı sevmek, milli ekonomi nedense mahşer tufanı ve canlı helak sonrası akıllarına gelenler okullarda 8-9 yaşlarındaki çocuklardan bile medet umdular Vehbi Koç kimdir ödevi verdirdiler.
Milli Eğitim Bakanlığı buna alet oldu. Okullar, öğretmenler buna alet olmak zorunda kaldılar. 
Gezi eylemlerinde de halka göz kırkmak için algı değiştirmek adına otellerini açtılar.
Çocuklarımın geleceğinden endişe ediyorum diyen Ali Koç'a bu yaptıklarınız nedir o zaman? Açıklayabilecek misiniz? Mahkemede kendinizi nasıl savunmayı düşünüyorsunuz? 
Bizim çocuklarımız çocuk değil mi? Sebepsiz yere işten çıkarıldım, iş verilmedi, haklarımı bile hala alamadım. Biçim çocuklarımız çocuk değil mi? Biz insan değil miyiz? Neden her iş sizin lehinize olacak, bizim aleyhimize olacak? 
İlahi adalet hiç aklınıza gelmedi mi?
Şimdi elemanlarınız evleri dolaşıyorlar sattıkları ürünlerle ilgili müşteri kaybetmemek için adeta yalvarmaya başladılar. Her yaptığınızdan haberimizin olduğunu bilmenizi isteriz. Bizim kim olduğumuzu unutmasaydınız, bize ihanet etmeye kalkmasaydınız, bu hale gelmezdiniz. 
Siz bize acımadınız, bizimde size acımamızı bugünden sonra beklemeyin artık. Çünkü 1950 sonrası yaptıklarınız özellikle 12 Eylül 1980 sonrası yaşananlar sabrımızı taşırmıştır. Bizimde bir sabrımız vardır. Siz kendinizi ne zannediyorsunuz? Bu ülkenin sahibi Türk Milleti ulus devleti adı altında yaşayan tüm halklardır. Sermaye değildir. 
Çünkü haddinizi aştınız...Dünyanın gizli sermaye derin devletinde ne işiniz var sizin? Sahi Mustafa Koç yerine kimi atadınız? Kamuoyunu aydınlatma formuna yazarak borsaya bildiniz mi? Bu suçla ilgili borsa ne yaptı? Ya da ne yapmayı düşünüyor? 
Evde ne kadar sizin ürettiğiniz ürün varsa hepsini çöpe attım. Adınızı her yerden siliyorum. Sileceğim.
Sermaye ihanetini ve ona destek olarak kol kola girerek kanatları altına alarak Türk Milleti aleyhine, Atatürk ve eseri Türkiye Cumhuriyetine zarar vermek, vatanı ve milleti bölerek parçalamak isteyen herkesi tarihe gömeceğiz. Hakla, hukukla, adaletle, vicdanla, ahlakla.
Tusiad ve Tesev locası ile Akil Adam heyetine desteğinizi, Anayasa ile Türk Milleti kavramının Anayasadan çıkarılması, vatanın ve milletin açılımla bölünerek parçalanması konusunda faaliyetlerinizi artık çok iyi biliyoruz. 
Geçmişte ürünleri stoklayarak yokluk var diye gazetelere ilan vererek Bülent Ecevit hükümetini düşürmeye kalkmak gibi sicili bozuk faaliyetlerinizi ve kötü niyetlerinizi de biliyoruz.
2001 yılı krizi ile bankaların yabancıların eline geçmesi için Kemal Derviş'i sizlerin yönlendirdiğini de çok iyi biliyoruz. 
Cumhurbaşkanlığı adaylığı için Kemal Derviş aracılığıyla Ekmeleddin İhsanoğlu adayını sizlerin önerdiğini de biliyoruz. 
Bu zulmü başlatan sizdiniz, bu zulme sabreden ve asil bir mücadele ile geri çeviren biz ve ilahi kudretti. Şimdi de bitene kadar cezasını sizler çekeceksiniz. 
Aklını ve vicdanını cesaretle kullanan tek bir kişi kalsa bile yaratanın verdiği ilahi sırla zulmü Firavun'dan daha betere bir ibretle yaşattı ve dünyaya, insanlığa duyurmak için görevimi layıkıyla yaptım.  
Adalete teslim olacaksınız ve hesabını vereceksiniz. Başka çözüm yoktur. Aksi takdirde daha fazla kötülük yapmış olursunuz. Buna hakkınız yoktur. Yeter!
“Zulüm ilk çıktığı adrese geri döner ve başlatanı bitirir.” // Önder Karaçay
Atatürk, Önder Karaçay, Mobbing Bank Türk Fırtınası, Mahşer Tufanı, Canlı Helak, Türk Fırtınası, Türk Edebiyatı, Şair, Yazar, Şiir, Banka, Finans, Akbank, İnsanlık Devrimi, Bildenberg, Sermaye Derin Devlet, Sermaye, Mustafa Koç,

Bir Gemi Daha Kalkacak Anadolu’dan // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

Bir Gemi Daha Kalkacak Anadolu’dan // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Bir Gemi Daha Kalkacak Anadolu’dan // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay
Bu şiir 19 Mayıs 2015 günü Türk Milletinin ilk doğum gününde ikinci doğum günün habercisi olarak bir sırla yazılmıştır. O sır Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettiği günde yazımı biten kitabım Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabım gemi sırrıyla yazılmıştı. 21 Aralık 2016 tarihinde en uzun gecede fitne ve fesat üretilerek Türk Mevsimi adı altında vatanımızın ve milletimizin bölünmesi ve parçalanması için batı ile işbirliği içinde olan siyaset+sermaye+din adına işbirliği yapanlara karşı susuz deniz sosyal ağlarda yüzmüş 13-19 Ocak 2016 tarihleri arasında 6 günde mahşer tufanı mahşer denizinde koptu dünya ilk ruhuna kavuştu, Türk Milleti ikinci kurtuluş savaşını emperyalizmin amiral gemisi kapitalizm adına bir holdingin amiral gemisi bankasının itibarını ve ülkemizi bölmek ve parçalamak amacıyla BOP Eş Başkanlığı, Açılım ve Türk Mevsimi gibi batı projelerini uygulayan işbirlikçilerin itibarını batırarak zulme karşı insanlık bayramı ilan etti ve Türk Milleti ile yarım kalan Atatürk devrimlerinin tamamlanması için yürek meydanında tüm dünyada gönül kongresi başlattı. İşsiz ve cesur Türk Bankacı ilahi sırrın kendisine nasip ettiği sırrı imtihanı imanı kadar büyük olduğu için büyük bir özveri ve çabayla tek başına gerçekleştirdi. Mahşer tufanı ile Firavun sonrası insanlığın son ibreti dünyadaki tüm zalimlerin yaşattıkları ölmeden yaşamaları ve cehennemin dünyaya gelmesiyle canlı helak oldular.
Bir gemi kalkmıştı biz zamanlar,
O gemi Bandırma gemisiydi…
Bandırma Anadolu’dur.
O gemi şimdi biraz su almıştır.
Yalnız su aldıranın da,
Su neden alıyor diyenin de,
Aynı olduğu bir çağda,
Bir gemi daha kalkacaktır.
Yeri ve zamanını bir yaratanın,
Bir de Türklerin bildiği yerden…
Önder Karaçay

Anadolu // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

Anadolu // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Anadolu // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay
Bir damla petrol damlasını,
Bir damla kana eşit görenler;
Çevirdi dünyayı kan gölüne!
O kan dünyanın her masum insanının,
Yaşadığı yerde akıyor,
Bakın Ortadoğu bataklığına,
Bakın Afrika çölüne.
Yine kan mı akması isteniyor ki!
Anadolu bölüne?
Önder Karaçay
Atatürk, Önder Karaçay, Mobbing Bank Türk Fırtınası, Mahşer Tufanı, Canlı Helak, Türk Fırtınası, Türk Edebiyatı, Şair, Yazar, Şiir, Banka, Finans, Akbank, İnsanlık Devrimi, Anadolu,

Akbank, ‘performans’ta sınıfta kaldı

Akbank, ‘performans’ta sınıfta kaldı -(TAMAMI)

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Akbank, ‘performans’ta sınıfta kaldı -(TAMAMI)
Sabah performans primi ödediler akşam performans yetersizliğinden işten attılar 16 yıllık Akbank çalışanı Önder Karaçay, Beykoz Şube Müdürü görevini yürütürken bir anda…
Akbank, ‘performans’ta sınıfta kaldı -(TAMAMI) 21 Ekim 2012 Pazar 21:09
Sabah performans primi ödediler akşam performans yetersizliğinden işten attılar
16 yıllık Akbank çalışanı Önder Karaçay, Beykoz Şube Müdürü görevini yürütürken bir anda işinden oldu. Banka, Karaçay’a sabah maaşıyla birlikte performans primini yatırdı. Aynı günün akşamı ise ‘performans düşüklüğü’ gerekçesiyle işten çıkardı
Akbank’ta skandal bir olay yaşandı. İstanbul’da Akbank Beykoz Şube Müdürü olan Önder Karaçay’a sabah “performans primi” yatırıldı, aynı günün akşamı ise “performans düşüklüğü” nedeniyle iş akdinin feshedildiği bildirildi.
Prim yatırıldığı gün işten çıkarıldı
Olay 12 Eylül 2012 günü yaşandı. Her sabah olduğu gibi işine giden Akbank Beykoz Şube Müdürü Önder Karaçay, hesabına aylık maaşıyla birlikte 6 aylık performans priminin yatırıldığını gördü. Daha sonra ilginç bir olay yaşandı. Önder Karaçay’a, Akbank Ümraniye Bölge Müdürlüğü tarafından iş sözleşmesinin sona erdirildiği akşam üstü 18.00 gibi yazılı olarak bildirildi. Bildiride, “Yönetim kurulumuzun kararı ile performans hedefleri ve diğer konulardaki yetersiz gelişmeler nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri gereğince, ihbar sürenize ait ücretiniz ve kıdem tazminatınız ödenmek suretiyle bankamızla olan iş sözleşmeniz sona erdirilmiştir” denildi.
Uyarı bile yapılmadı
Aydınlık’a konuşan Önder Karaçay, “Performans yetersiz ise bir şube değişikliği yapılabilirdi. Ya da görev değişkliği teklif edilebilirdi. Ancak böyle bir şey olmadı. Performans düşüklüğü konusunda bir uyarı da olmadı. Çalışma arkadaşlarım bile Akbank’ın iş akdimi feshetmesine çok şaşırdılar. ‘Size gelene kadar işten çıkarılacak çok insan var’ dediler” ifadelerini kullandı.
İşten çıkarılma yönetimi ile ilgili yöneticilere mektup yazdığını ancak bir cevap alamadığını belirten Karaçay şunları kaydetti:
“İşten çıkarılma yöntemim ile ilgili Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’e mektup yazdım herhangi bir cevap alamadım, Genel Müdür Hakan Binbaşgil’e e-posta gönderdim yine bir cevap alamadım. Personel Bölüm Başkanı’na ‘bu kadar komik bir olaya nasıl onay verebildiniz’ diye sordum, cevap veremediler.”
Kullanılmayan izin ücreti ödenmedi
16 yıllık Akbank çalışanı olan Önder Karaçay, bu sürede kullanmadığı yaklaşık 120 günlük izin ücretinin olduğunu söyledi. Karaçay, banka tarafından kendisine sadece 49 günlük izin ücretinin ödendiğini belirterek, “İş sözleşmemin sona erdirilmesi üzerine kıdem ve ihbar tazminatım ödenirken ‘bankadan alacağım kalmadığına’ dair imzalatılmak istenen ibranamede kötü niyetle karşılaştım. Benden yıllık izin ücretlerimi de almışım gibi imza almaya kalktılar. Farkettim, ayrı bir not düşerek ‘yıllık izin ücretlerimi almadım’ diye açıklama yazarak tazminatlarımı aldım” diye konuştu.
Son 5 yıllık izin ücretleri ödenmeyecek
71 günlük izin ücretini alamadığını söyleyen Karaçay, konu ile ilgili banka personel servisi ile görüştüğünü belirtti. Karaçay, Akbank’ın kendi kararı ile ‘son 5 yıla ait izin ücretlerini ödememe’ kararı aldığını kendisine iletildiğini söyledi. Akbank bu karar ile gelecekte çalışanlarına mağduriyet yaşatacağı gözüküyor.

Sanal Mahkeme Tutanakları // Akbank’ın Gerçek Yüzü // Önder Karaçay

Sanal Mahkeme Tutanakları // Akbank’ın Gerçek Yüzü // Önder Karaçay

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Sanal Mahkeme Tutanakları // Akbank’ın Gerçek Yüzü // Önder Karaçay

Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabıma konu banka 12 Eylül 2012 işten çıkarıldığım tarihten sonra haklarımın bir kısmını biz büyük bankayız ödememe kararı aldık diye büyüklendi. Kendilerine 15 sayfa geri adım atın yazısı haricinde 5 ay süre verdim. Sonrasında % 100 haklı kazandığım davam hakim bulunamadığı için bir yıl sonra başlayabildi. O sırada SANAL MAHKEME kurdum. Dünyada ilkti. Bakın sanal mahkeme tutanaklarında ilginç notlar. Kitap yazma sürecime giden aşamadan yaşandı bunlar. Bu bankada çalışan ve tanımadım bir arkadaşım yazdı bu notları. Bugün Akbank patronu batı ve boyalı basın tarafından reklam veya başka sebeplerle en iyi bankacı seçilmiş. Çok zoruma gitti. Türk Bankacılığının Messine benzetilen Önder Karaçay’ı sebepsiz ve 12 Eylül gibi bir tarihte işten çıkaran bu zihniyet 2008 yılında 1054 çalışanı aynı gün saat 18.00 tüm şubelerde kapının önüne koydu, milyonlarca müşterinin çalışma şartlarını tek başına karar alarak ticaretlerine zarar verdi. Bu nasıl en iyi bankacılar arasında yer alır.. Buna isyan ediyorum…Bunları yazmayacaktım. Bugün algı değiştirmeye kalktılar. Artık buna katlanamam…
YORUM1:
Tüm akbanklı meslektaşlarımı yorum yazmaya davet ediyorum. Herkes benim gibi düşünüyor ama korkuyor. Önder beyin videosu bizim için milattır. Çalışanlar olarak akbanktan nefret eder hale geldik. Hedef tutturmaktan anamız ağladı. Birde bu xxxxx xxxxxx denen kadın bizi iyice bunalttı. İşten değil kadının kaprislerinden uğraşıyoruz. Personel arasında ayrımcılık yapıyor. Çıkarları için bankayı kullanıyor. Müfettiş gelirse herşey ortaya çıkar.
YORUM2:
Ben Akbank çalışanıyım. Müdürümü dinleyince xxxxxxx bölge müdürü xxxxxxx xxxxx bahsettiğini zanlettim. xxxx xxxxx Aynı narsist tavırları olan kendini beğenmiş kompleksli çalışanlarını ezmekten işkence yapmaktan zevk alan biridir. Bankacılıktan anlamayan. akbank yetkililerini göreve çağırıyorum. bu kadın çalışma isteğimizi koymadı bankamızdan bizi nefret eder hale getirdi. kendi dışardan geldi dışardan gelenlere ayrıcalık yapıyor akbank kökenlilere ikinci sınıf muamelesi yapıyor.
YORUM3:
Önder beyin tüm yorumlarına katılıyorum takdir ediyorum. Tüm banka çalışanları aynı duyguları paylaşıyoruz. Bize insan gibi davranılmıyor hedeflerden,satışlardan bıktık usandık halkı kandırmak istemiyoruz.Mesai saatlerimiz akşam 9’u buluyor aile yaşantımız kalmadı. Birde xxxxx xxxxx kaprislerinden bıktık artık. İnsani yanı sıfır. Bankayı kendi menfaatleri doğrultusunda kullanıyor. Müfettiş gelirse ne demek istediğimi anlarsınız BDDKyı göreve çağırıyorum Akbank’ta çalışanlara zulüm uyguladığı var

Aydınlığa Gebeydi Günler // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

Aydınlığa Gebeydi Günler // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

aydinlik-neyin-oluyor-senin--456
Aydınlığa Gebeydi Günler // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay
Aydınlık vicdan uykusuna yatmış uykudaydı güneş,
Gece zifiri perdesini iyice çekmişti üzerine,
Küskün ağaçların dalları aşağıya sarkıyordu,
Bu karanlık gecenin sonu aydınlığa gebeydi.
Denizde dalgalar dinlenmeye çekilmişti,
Belkide yarın sahili dövmeye hazırlanıyordu,
Durgun bir gerginliği vardı denizin,
Gözleri mavi bir geleceğin aydınlığına gebeydi.
Sineme çektiğim isyanları bastırıyordum içimde,
Sözlerim yinede yüreğimi yırtarak çıkıyordu bağrımdan,
Deniz köpüğü ile boğuşan çakıl taşları bir araya toplanıyordu,
Dök eteğindeki taşları diyen dil iyi bir geleceğe gebeydi.
Mistik ihanetler çaresiz bir girdabın çıkmazında dönüyorlardı,
Kendilerini herkese tehdit gibi sizi girdapta yutarız diyorlardı,
Niyetinin küflü tuzunda aşınmış suları çekildikçe,
Dönmekten başı dönen girdap ölmeye gebeydi.
Yolunu şaşırmışlar yosunlu niyetlerinde sahipsizliği yaşıyordu,
Atalarımdan emanet aldığım atlar yürek meydanında koşuyordu,
Dörtnala giden vatan ve toprak sevdam yüreğimde coşuyordu,
Ufuk çizgisi vatanımla her öpüştüğünde aydınlığa gebe kalıyordu.
Önder Karaçay

16 Nisan 2016 Cumartesi

Yüreğimi Hasret Makamı Çaldı // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay

Yüreğimi Hasret Makamı Çaldı // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay

Nazım-Hikmet-Sözleri-Hapşurduğumda-çok-yaşa-iyi-yaşa-yerine-benimle-yaşa-deseydi-keşke.-Bende-sende-gör-değilde-emrin-olur-deseydim-sessizce.
Yüreğimi Hasret Makamı Çaldı // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay
Yerin tersinden gönderilmiş mektuplarım,
Cevapsız kaldığı günden bugüne böyleyim,
Belli ki adresi belli olmayan yerlere nameler yazmışım,
Yüreğimi yine hasret makamı çaldı, kapındayım!
Denizde yelkeni yırtılmış bir tekne gibi,
Mektupları yırtılmış hasretin kucağındayım,
İndir artık indir beni kolların yoruldu,
Yüreğin hasret makamı çalan dalındayım.
Işık saçan güneşin içinde kaybolan yıldız gibiydin,
Mavi sularıydı gözlerin, denizin en derin dibiydin,
Yüreğiyle yüzüme gülen bir ömre bedel,
Yüreğime hasret çalan bir makamın ninnisiydin.
Yaşamın garip döngüsünün en son durağındayım,
Bakışların mıh gibi tuttuğu kem gözlerin ırağındayım,
Hasretin ruhumu eritti tez gelsin soğuk kışlar artık,
Yüreğimde hasret türküleri çalan makamın farkındayım.
Önder Karaçay